Ben İrem. 24 yıldır hayattayım. İlk yazılarımı canım sıkıldıkça okuyabilmek için yani sadece kendim için yazmıştım. 14 yaşımdayım. Bir ilaç firmasının küçük bir defterine yaşadığım ya da yazmaya değer gördüğüm anılarımı yazıyordum. Hatta keyifle yazdığım bir yazı olduysa resmini de çiziyordum(çizmeye çalışıyordum desem daha doğru olur.) Uzun bir süre yazdım bu deftere, yaklaşık 3 yıl kadar. Sonra bir gün defteri açmış eski yazdıklarımı okurken bazı kelimelerimin üzerlerinin karalandığını gördüm. Yazdığım küfürlerin üzeri karalıydı desem daha doğru olur. E ergendim nihayetinde, öfkeli ya da kızgınken yazdığım cümleler sansürsüz küfür içerirdi. Bu üzeri karalı küfürlerimi görünce öyle üzüldüm ve sinirlendim ki; defterin bir kısmını yaktım(her zaman kabul etmişimdir; arabesk dozu yüksek bir çocukluk geçirdim. Kibrit, çakmak falan nedir yoksa allasen..) Baktım ki ateşten çıkan dumanla mutfak lavabosunda baş edemiyorum, kalanını da parçalayıp apartmanın çöpüne attım. Bu olaydan sonra uzun bir süre annemle de konuşmadım. Onun yaptığını biliyordum çünkü. Beni yazmaktan soğutan bu durum başka bir girişime vesile oldu; mektuplaşmak. 

   Hala devam ettiğimiz mektuplaşma sirkülasyonuna lisede Ezgi'yle başlamıştık-yani sene 2008. Her mektubun içeriği birbirinden kıymetliydi. Her ne kadar ergensel meselelerden bahsediyor olsak da, bütün mektupların başında, sonunda birbirimize film, kitap, müzik önerir; beğenip alıntıladığımız sözleri de mektuplarımıza iliştirirdik. O zamanlar neden ve niçin var olduğumuzu da sorgulardık Ezgi'yle; ki hala bir araya geldiğimizde sorgularız bunu :) Umuyorum bir gün gerçek bir cevap bulacağız.
   İşte o lise dönemimde okuduğum bir kitap olmuştu; Sinestezya-Jeffrey More'un. Noel ve Norval kitabın baş karakterleriydi. O zamandan beri aklımda hala unutmadığım Norval ile ilgili bir bölüm var. Norval 3-4 basamaklı bir merdiven yaptırıp bunu tavanına montelemiş. Evet tam olarak tavanda asılı duran 3-4 basamaklı bir merdiven hayal edilebilir. Norval'ın birlikte olduğu kadınlardan biri bir gün merak edip bu merdivenin manasını sorduğunda Norval: 'her basamak yukarı çıkma amacı taşımak zorunda değildir; bu da öyle işte. Amaçsız basamak.' demişti. Taa o zaman kendi kendime günün birinde olur da bir blogda yazarsam adım bu olsun demiştim. Blog ismimin sahibi Norval Xavier Blaquière'dir yani. Bu ilkti ama son yazdığım olmayacak. Şimdilik sadece blog fikrinin ve adının evrimsel sürecinden bahsetmiş gibi oldum. Okumaktan keyif duyarsan ben yine yazarım :)

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Unutmadan