Kayıtlar

1 yıllık güncelleme                         6 Şubat 2020 evet, olmuş o kadar. 1 yıldan fazla zamandır yazmamışım hiç. aklıma çokça gelmişti aslında yazmak. insan kafasında cümleleri kuruyor, yazıyor ama bunu bi yere aktarmak güç geliyor. halbuki geçen bir sene içinde yazmaya çok da ihtiyaç duyduğum zamanlar oldu. olsun, şimdi oturdum yazıyorum işte.  Gelelim 1 yıllık güncellemelere; *haziranda nişanlanıp ekim sonunda da evlendik :) yaptığımız en güzel şey hayatlarımızı birleştirmekti umur'la. inşallah hep böyle düşünüp böyle hissederiz. benim canım sevgilim... neredeyse 4,5 yıldır birbirimizin hayatındayız. zaman mı beni değiştiren, olgunlaştıran yoksa yaşadığımız ilişki mi ayrımsayamıyorum ama umuru ve onunla zamanın ilerlemesini seviyorum. hiç olmadığım kadar güvende hissettiğim yer onun yanı, teni, kucağı. neyse dur şimdi.. akşama kadar methiyeler düzebilirim umura  :) ama değişen bi kaç şeyden daha b...
Resim
                          Us-tanbul                   13 ocak 2019 Evet. Akla gelen başa geldi. İstanbul'a geldim; geldik. En son 2017'de thy sınavına girdikten sonra yazmışım. Epey zaman geçmiş üzerinden. 2018 Mart'ta haber geldi kabul aldığıma dair. Her şey bir anda ciddiye bindi; şehir değiştirmek, iş değiştirmek, herkesten uzağa gitmek. Nisan ortasında işe başladım. O zaman yardımıma Elif yetişti. Kalacak yeri ondan buldum. Yenibosna'da Net sitesinde oturduk Eylül'e kadar. rezidans hayatını yaşadık ama biz sevemedik. zerre haz etmedim, o derece. Evin küçüklüğünden de olabilir tabi bu.  Ağustos'ta Umur'la haftasonları Kadıköy'de ev aramaya başladık. çünkü böyle olacak gibi değildi artık. ayrı da kalmak istemiyorduk artık. sadece haftasonlarımızı ayırabildik ev bakabilmek için. çok da zorlanmadık aslında. işimiz rast gitti diye düşünüyorum. ev b...
Resim
17-18 Kasım'17 / minicik İstanbul  Kim demiş İstanbul'un büyük olduğunu? Bence minicik, sığamadım çünkü. Oturduğumuz cafede şekerliği devirip kırınca ve otobüste ayağımı kapıya sıkıştırınca Umur aynen de böyle söyledi. Burası küçük bi yer İrem, geniş geniş davranma lüksümüz yok burda dedi. Çok haklı. Caddede, sokakta yürürken bile omuzlarımı kendime doğru çekip daraltarak daha az yer kaplamam gerekiyormuş gibi hissettim. Yoksa nasıl sığardık onca kişi minicik İstanbul'a? Bilmiyorum, aylar ya da yıllar sonra acaba İstanbul'da hayat kurmak zorunda kalacak mıyız? Kalırsak bununla nasıl baş edeceğiz? 18 kasım sabahı girdiğim thy sınavı gidişatı belirleyecek bakalım. Bir kaç haftaya kadar mülakat aşaması için ya iletişime geçerler ya da thy defteri kapanır. Thy bana akademisyen olma kapıları aralayabilir diye bu kadar istiyorum sanırım. Çünkü hedefin ucunda başka bir hedef var. Körelmeme neden olmaz diye düşünüyorum bu iş için. İlerleyen tarihlerde göreceğiz. Bu arada c...

Unutmadan

Üzerinden uzun zaman geçmeden yazmak istediğim bir konu var, unutmak da istemiyorum. Bir yönetici nasıl olmalı ya da nasıl olmamalı bununla ilgili çeşitli gözlemlerim oldu şu 1 yıldır çalıştığım süreçte. Dün sabah ise çirkin bir yönetici tavrına şahit oldum. Anlatayım. Dün sabah çıkışlıydım ben. Saat 8 civarında da Onur bey ve Damla abla geliyo genelde, memur vardiyasında çalıştıkları için. Damla abla Onur beyden önce geldi. Günaydınlaştık falan, biraz sabah sohbeti ediyoruz Tülay abla, ben ve Damla abla. Güvenlik deskinin önündeyiz, gülüyoruz falan. Sonra Onur bey geldi, günaydın dedi biz de günaydınla karşılık verdik. Sonra yanımızda durdu. Tülay hanım işiniz var mı, boş musunuz şu an dedi. O da gülerek bi duraksadı boşum Onur bey buyrun dedi. Onu bey de biraz sert bir tavırla hayır yani kahvaltı falan yapacaksanız söyleyin benim işim sonra da hallolur dedi. O da yok Onur bey buyrun siz dedi. Onur bey de siz kahvaltı yapacak mısınız dedi, Tülay abla yapıcam evet de acelesi yok onun ş...
Resim
26.06.2017 Kendimi Tanırken... Kendimizi tam anlamıyla ne zaman, hangi yaşımızda tanıyabiliriz?  Kendini tanımak ; hayat boyu devam eden bir süreç sanırım.  Ben hala kendimle ilgili yeni yeni şeyler farkediyorum. Misal; özür dilemek. Ağaç, yaprak, sinek gibi canlılara canlarını acıtacak şekilde dokunduysam hemen otomatikman sesli bi şekilde özür diliyorum. Bunu da bi kaç yaşadıktan sonra farkettim. Ama aynı durumu canlılarla yaşayınca 'sori' diyorum. Çok saçmalık. Cansızlarla iletişim kuran tarafım plaza ağzı gibi.. 

Zenith ile Kapadokya; Nisan 2016

Resim
  13 Haziran 2017 Bu fotoğraf tam olarak 31 Nisan 2016 tarihine ait; mezuniyeti yakın, son sınıf öğrencileri olarak gittiğimiz Kapadokya gezimizden. Zenith ile çekmiştim ki hala tam olarak nasıl kulanıldığını bilmiyordum. Ama fotoğrafın kendiliğinden eski gibi görünüşünü çok seviyorum. Madem ki seviyorum, öğrenip kendimi geliştirmem lazım çekim konusunda. Bugün bu fotoğrafa denk gelmek bana 2016'nın son günü 2017'de kendim için yapacaklarım listemi hatırlattı. Bu listede ehliyet, yds-IELTS, bilgisayar, yoga derslerine başlamak, kefir yapımını öğrenmek... falan filanlar vardı. Ehliyeti aldım; şükür. Direksiyon sınavına doğum günümde girmiştim hatta. Daha sonra e-yds'ye de girdim, 68 aldım yaklaşık 1 haftalık çalışmayla-ki onu daha da arttırmam gerekiyor biliyorum. IELTS'e girmem lazım ama halihazırda zaten aylık 650 lira bilgisayar taksidi ödediğim için ona verecek param yok.(açıkcası biraz da işime geliyor; ama elbet gireceğim. Kaçmak yok!) Yogaville adında bir yer b...
Resim
  Ben  İrem. 24 yıldır hayattayım. İlk yazılarımı canım sıkıldıkça okuyabilmek için yani sadece kendim için yazmıştım. 14 yaşımdayım. Bir ilaç firmasının küçük bir defterine yaşadığım ya da yazmaya değer gördüğüm anılarımı yazıyordum. Hatta keyifle yazdığım bir yazı olduysa resmini de çiziyordum(çizmeye çalışıyordum desem daha doğru olur.) Uzun bir süre yazdım bu deftere, yaklaşık 3 yıl kadar. Sonra bir gün defteri açmış eski yazdıklarımı okurken bazı kelimelerimin üzerlerinin karalandığını gördüm. Yazdığım küfürlerin üzeri karalıydı desem daha doğru olur. E ergendim nihayetinde, öfkeli ya da kızgınken yazdığım cümleler sansürsüz küfür içerirdi. Bu üzeri karalı küfürlerimi görünce öyle üzüldüm ve sinirlendim ki; defterin bir kısmını yaktım(her zaman kabul etmişimdir; arabesk dozu yüksek bir çocukluk geçirdim. Kibrit, çakmak falan nedir yoksa allasen..) Baktım ki ateşten çıkan dumanla mutfak lavabosunda baş edemiyorum, kalanını da parçalayıp apartmanın çöpüne attım. Bu olaydan...