17-18 Kasım'17 / minicik İstanbul 

Kim demiş İstanbul'un büyük olduğunu? Bence minicik, sığamadım çünkü. Oturduğumuz cafede şekerliği devirip kırınca ve otobüste ayağımı kapıya sıkıştırınca Umur aynen de böyle söyledi. Burası küçük bi yer İrem, geniş geniş davranma lüksümüz yok burda dedi. Çok haklı. Caddede, sokakta yürürken bile omuzlarımı kendime doğru çekip daraltarak daha az yer kaplamam gerekiyormuş gibi hissettim. Yoksa nasıl sığardık onca kişi minicik İstanbul'a? Bilmiyorum, aylar ya da yıllar sonra acaba İstanbul'da hayat kurmak zorunda kalacak mıyız? Kalırsak bununla nasıl baş edeceğiz? 18 kasım sabahı girdiğim thy sınavı gidişatı belirleyecek bakalım. Bir kaç haftaya kadar mülakat aşaması için ya iletişime geçerler ya da thy defteri kapanır. Thy bana akademisyen olma kapıları aralayabilir diye bu kadar istiyorum sanırım. Çünkü hedefin ucunda başka bir hedef var. Körelmeme neden olmaz diye düşünüyorum bu iş için. İlerleyen tarihlerde göreceğiz.

Bu arada cağnım yogaya başladım. 2017 bitmeden bunu gerçekleştirebildiğim için mutluyum tabi ki. seviyorum; hatta ilerledikçe, vücudumun neler yapabildiğini gördükçe daha da seveceğim gibi. Gün oluyomuş ve eğitmen oluyomuşum! Çok uzun bir süreç; ama böyle bi şey olsa çıldırırsın :)

Küçük bir defter tuttum; Elif'in hediyesi defter. İçine asanaları yazdım. Umarım bu yolculuk devam eder, beni de mutlu eder :)





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Unutmadan